PsikalPark | Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim
Yazar: Psikal Park
Okuma Süresi: 10dk
Kaygı dediğimiz kavram yani “anksiyete” Latince tıkanma, boğulma anlamına gelen “angere” kökünden türetilmiştir. Kaygı bozuklukları bireylerin toplumsal ve sosyal alanda işlevselliklerini bozmaktadır. Kişi genelde bu bozukluğa dair tepkileri bedeninde de hisseder. Genel görülme oranına baktığımızda kadınlarda daha çok görüldüğü, başlangıcının 20-30 yaşlarda olduğu söylenilmektedir. Kaygı bozukluklarındaki ortak faktörler tehlike/tehdit aldgısı, kolay incinebilirlik, zayıf benlik, kaçınma davranışları, güvenlik sağlayıcı davranışlar ve felaket senaryoları olduğu söylenebilir.
Yazar: Psikal Park
Okuma Süresi: 9 dk
Amerikan Psikiyatri Derneği (APA), tanı koyma kitabına baktığımızda, kaygı bozuklukları ana başlığı altında 7 alt başlık bulunmaktadır. Bunlar ayrılma kaygısı bozukluğu, seçiçi konuşmazlık (mutizm), özgül fobi, sosyal fobi, panik bozukluk, agorafobi ve yaygın kaygı bozukluğu olarak sıralanmaktadır.
Bu bozukluklar bireylerin günlük hayatta, okul veya iş gibi alanlarda işlevselliklerini bozmaktadır. Klinik alanda en sık görülen bozuklukları panik bozukluk, sosyal fobi ve yaygın anksiyete bozukluğu şeklinde sıralanabilir.
Panik bozukluk, yineleyen panik ataklar ile kendini gösterir. Bu panik atakların ne zaman, nerede gerçekleşeceği belli olmaz ve bir tetikleyici olmadan kendiliğinden ortaya çıkar. Birey bu ataklar sırasında öleceğini, delirdiğini ve öz denetimini kaybedeceğini düşünür.
Sosyal fobi tanısı bulunan kişiler toplum içerisinde konuşurken ya da herhangi bir eylem gerçekleştirirken diğer insanların onlar hakkında ne düşündükleri karşısında endişe duyar ve yargılanmaktan korkarlar. En sık görülen fizyolojik tepkileri terleme, çarpıntı ve titreme olarak sınırlandırılabilir.
Yaygın anksiyete bozukluğu tanısına sahip olan bireyler nedeni belirsiz bir endişe, kötü bir şeyler olacak korku ve beklentisi içindedir. Yaşanan sıkıntı ve huzursuzluk hissi, dış faktörler ile açıklanamamaktadır. Yaygın anksiyete bozukluğuna sahip kişiler normal gündelik hayat olaylarında yoğun anksiyete yaşamaktadırlar.
Bu tarz kaygı bozukluklarında başa çıkmak için en temelde sizleri hangi durumların, hangi zamanlarda ve ne koşullarda kaygılandırdığını kendinizde analiz etme ile başlamanızdır. Bu alanlardaki tespitlerinden sonra kaygılı düşüncelerinizi normal alana çekmeniz gerekmektedir. Bu bağlamda kaygınızı yönetmek için üç adıma yer verdik.
Kaygı ile başa çıkmaktadaki ilk adım kendi kaygılarımızı ve bizi tetikleyen unsurların farkında olup bu kaygıların ne derece rasyonel ve doğru olduğunu tartmak kaygı ile baş etmede önemli unsurlardır. Kaygı bozuklukları profesyonel destek ile baş edebilecek duruma gelmektedir. Eğer bu semptomları gösterdiğinizi düşünüyorsanız profesyonel bir yardım almaktan çekinmeyin.