Depresyon (majör depresif bozukluk), nasıl hissettiğinizi, nasıl düşündüğünüzü ve nasıl davrandığınızı olumsuz yönde etkileyen yaygın ve ciddi bir tıbbi hastalıktır.
Depresyon tanısı için semptomlar en az iki hafta sürüyor ve işlevsellik düzeyinde değişikliğe neden oluyorsa destek almak önemlidir.
Anksiyete, kişinin normalde endişe duyacağı durumlar dışında da sürekli bir korku ve kaygı hali hissetmesine neden olur. Bu durum, yaşam kalitesini düşürebilir ve günlük işlevleri engelleyebilir. Anksiyete, profesyonel destekle yönetilebilir. Eğer kendinizde veya çevrenizde anksiyete belirtileri görüyorsanız, bir uzmandan yardım almak için adım atmak önemlidir. Unutmayın, erken müdahale, iyileşme sürecini hızlandırır.
Bağımlılıklar, bir maddeye ya da davranışa karşı kontrolsüz bir ihtiyaç geliştirilmesi durumudur. Kişi, bağımlılığı yönetemez ve bu durum yaşam kalitesini ve sağlığı olumsuz etkiler. Alkol, uyuşturucu, sigara gibi maddelerin yanı sıra, kumar ve internet gibi davranışsal bağımlılıklar da olabilir. Tedavi edilmezse, daha ciddi psikolojik ve fiziksel sorunlara yol açar. Profesyonel yardım ile bağımlılıkla başa çıkmak mümkündür.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dünya genelinde çocukların %5-7’sinde görülmektedir. Erkeklerde kızlara göre iki kat daha yaygındır. DEHB, çocukluk döneminde başlar, ancak belirtiler %60-70 oranında yetişkinlikte de devam edebilir. Tedavi edilmediğinde akademik ve sosyal sorunlara yol açabilir.
Cinsel işlev bozukluğu, bir kişinin cinsel faaliyetlerde sorun yaşaması veya cinsel istek, zevk, tatmin ya da performansla ilgili sürekli zorluklar yaşamasıdır. Bu durum, fizyolojik veya psikolojik faktörler nedeniyle meydana gelebilir ve kişinin cinsel sağlığını, ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Cinsel işlev bozuklukları arasında iktidarsızlık (erektil disfonksiyon), erken boşalma, vajinismus, cinsel isteksizlik ve orgazm bozuklukları yer alır.
Bipolar bozukluk, duygusal durumların aşırı değişkenlik gösterdiği bir psikiyatrik durumdur. Kişi, manik (aşırı yüksek, neşeli veya huzursuz) ve depresif (üzüntülü, düşük enerji) dönemler arasında gidip gelir. Manik dönemde kişi, aşırı enerji, grandioz düşünceler, hızlı konuşma ve az uyku gibi belirtiler gösterirken, depresif dönemde ise umutsuzluk, düşük motivasyon ve ilgisizlik gibi semptomlar ortaya çıkar.
Uyku bozuklukları, uyku düzeni ve kalitesindeki anormallikler nedeniyle kişilerin günlük yaşamlarını olumsuz etkileyen bir grup durumdur. Bu bozukluklar, uykuya dalma, uykuda kalma, aşırı uykululuk veya uykusuzluk gibi problemleri içerebilir.
Yeme bozuklukları; genellikle ergenlik döneminde gözlenen, yemek yeme davranışı ile ilişkili olarak bozulmuş beden algısını içeren ciddi bir durumdur. Yeme bozuklukları, farklı şekillerde gözlenebilir. Bazı durumlarda birey, kendini ciddi biçimde aç bırakabilirken; bazı durumlarda yediklerini çıkarma söz konusudur.
Bir kişinin sürekli ve istenmeyen düşünceler (obsesyonlar) ile bu düşüncelere karşılık gelen tekrarlayıcı davranışlar (kompulsiyonlar) yaşadığı bir zihinsel sağlık sorunudur. Bu bozukluk, kişinin normal yaşamını zorlaştırabilir, çünkü obsesyonlar rahatsız edici ve anksiyeteye neden olabilir, kompulsiyonlar ise bu kaygıyı hafifletmeye çalışırken zaman kaybına ve işlevselliğin düşmesine yol açabilir.
Panik bozukluk, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen, aniden gelişen ve tekrarlayan panik ataklarla karakterize bir anksiyete bozukluğudur. Panik ataklar, genellikle hiçbir tehlike olmaksızın, yoğun korku ve rahatsızlık hissiyle başlar ve kişi, kalp çarpıntısı, terleme, nefes darlığı, baş dönmesi, titreme gibi fiziksel belirtilerle mücadele eder.
Cinsel işlev bozuklukları oldukça yaygındır. Erkeklerde erektil disfonksiyon prevalansı %20-30 civarındadır. Kadınlarda ise cinsel isteksizlik ve orgazm sorunları en yaygın problemler olup, %40-50 oranında görülmektedir. Genel olarak, yetişkinlerin %43'ü cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır. Bu oran yaşla birlikte artmaktadır.
Sosyal anksiyete bozukluğu, kişilerin sosyal durumlarda yoğun bir korku, kaygı ve utanma hissi yaşamasıyla karakterize edilen bir psikolojik bozukluktur. Sosyal etkileşimlerde sürekli olarak olumsuz bir değerlendirme ya da yargılanma korkusu vardır.
Fobiler, belirli bir nesne, durum veya etkinlik karşısında yoğun korku ve kaygı hissiyle karakterize edilen, mantıksız ve aşırı korkulardır. Bu korku, kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir ve genellikle korkulan durumdan kaçınmaya neden olur.