PsikalPark | Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim

Blog

Bağımlılık Tedavisi: Tıbbi, Psikolojik ve Sosyal Destek

Bağımlılık madde, alkol ve kumar gibi birçok alanda kendini gösteren bir hastalıktır. Kişinin bağımlı olduğu madde ya da eylem, bireyin kimyasını bozması yanı sıra beynin kontrol ve haz merkezini ele geçirir. Bu nedenle birey sadece o maddeyi aldığında ya da o eylemde bulunduğunda haz duygusunu hisseder. Bu haz duygusu bir noktadan sonra yetersiz geleceği için de kişi bu hazzı arttırmanın yani daha fazla madde almanın ya da bağımlılık edici eylemde bulunmanın peşindedir. İki tip bağımlılık türü vardır. Bunlardan ilki olan psikolojik bağımlılık yani fizyolojik olmayan bağımlılık, bu bağımlılık türünde tolerans ya da yoksunluk bulguları görülmez. Fiziksel bağımlılıkta ise bu bağımlılık türünde tolerans gelişir ve veya yoksunluk bulguları gözlemlenir. 

Yazar: Psikal Park

Okuma Süresi: 10dk

Tolerans ve Yoksunluk

Tolerans, bağımlı olunan maddeden istenen etkiyi almak için daha çok maddeye gereksinim duyma yani aynı miktarda alınan maddenin devamlı kullanımında etkinin azalması durumudur. Fizyolojik olarak beden kullanılan madde türüne göre alınan azami doza tolerans geliştirir. 

Yoksunluk, bağımlı olunan ve tolerans geliştirilen bir maddenin alınamaması durumunda ortaya çıkan çeşitli klinik belirtiler durumudur. Bu belirtiler: iştah kaybı, duygudurumunda değişiklik, uyku bozukluğu, ellerde terleme, titreme, aşırı halsizlik veya sinirlilik şeklinde gözlemlenebilir. 

Bağımlılık Psikiyatrik Tanı Kriterleri

Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (Diagnostic and statistical manual of mental disorders), psikiyatrik tanı koyma kitabına göre bir kişiye bağımlı tanısı koymak için gereken semptomlar: 

  • Toleransın gelişmesi
  • Yoksunluk belirtilerin ortaya çıkması
  • Amaçlanandan daha çok veya uzun süre madde kullanımı
  • Tekrarlayan başarısız bırakma girişimleri
  • Bireyin işlevselliğini sosyal, toplumsal, mesleki olarak yitirmeye başlaması
  • Fizyolojik ve psikolojik sorunlara rağmen madde kullanmaya devam etmek
  • Madde kullanımı ile ilgili tekrarlayan yasal sorunlar
  • Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda tekrarlayıcı madde kullanımı
  • Sorumsuzlukla sonuçlanan tekrarlayıcı madde kullanımı
  • Madde kullanımı ile ilişkili tekrarlayıcı toplumsal ya da kişiler arası sorunlar
  • Madde bağımlılığını tespit etmek için yoksunluk tolerans ve maddenin kötüye kullanımı şeklinde sıralanabilir. Bu semptomlar 12 aylık bir periyot içinde belirtilerden en az üç gün olması gerekmektedir.

Bağımlılığa Sürükleyen Faktörler

Bağımlılık tedavisinden önce bağımlılığın neden olduğu faktörler ve bağımlılığın risk ve koruyucu faktörleri hakkında bilgi sahibi olmamız gerekmektedir. Biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel faktörler bireyleri bağımlılığa sürükleyebilir.

Biyolojik faktörler, bireyin genetik yapısı, kişinin bağımlılık geliştirmeye ne kadar duyarlı olduğunu belirlemektedir. Biyolojik olarak bağımlılığa yatkın olmak, ailede bağımlılık öyküsünün bulunması (özellikle birinci derece akrabalarda) aktarılan genlerin aktifleşmesi ile ilişkilidir. Ayrıca, beyin kimyasındaki değişiklikler de (örneğin, beynin zevk ve ödül mekanizmasını yöneten dopamin nörotransmitterleri seviyesi) bağımlılığa sebep olabilir. 

Psikolojik faktörlere baktığımızda depresyon, anksiyete veya travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklarla başa çıkmak için mücadele eden kişiler, yaşadıkları semptomları hafiflettiğine dair yanlış kanıya vararak bağımlılık yapıcı maddeleri (uyuşturucu, alkol) kullanabilir.

Sosyo-kültürel faktörlerin başında ise akran grubuna uyum sağlama olarak koyabiliriz. Eğer birey madde’nin kötüye kullanıldığı bir sosyal ortam içerisinde ise o ortama kabul edilmek için madde kullanmaya başlayabilir. Aile ortamında bağımlılık öyküsünün bulunması, genetik etkinin yanı sıra sosyal olarak da kişiyi etkileyebilir. Aile içi kullanımda maddenin etkisini gözlemleyen bireyin madde kullanımına karşı merakı artabilir. Ailede bağımlılık öyküsünün olmadığı durumlarda ise stresli aile ortamı ve ebeveyn desteğinin eksikliği bağımlılık riskini arttıran diğer nedenlerdir. Kişinin yaşamındaki olumsuz çocukluk deneyimleri, duygusal ihmal, cinsel istismar, aile içi şiddet gibi travmatik deneyimler ve kronik stres kişinin bağımlılığa karşı savunmasızlığını arttırabilir. Bireylerin ekonomik ve sosyal fırsatlardan yoksun olduğu bir çevrede yaşaması, sosyal denetim yetersizliği, suç oranlarında ve topluma yabancılaşmada artış, toplumsal değerlere ve kurumlara (aile, okul, devlet) olan bağlılığın zayıflaması gibi kültürel etkenler de kişinin bağımlılık geliştirmesine sebep olabilir.

Bağımlılık Tedavisi

Bağımlılık tedavisi tek tip bir tedavi planı değil üç ayaklı bir tedavi planı ile gerçekleştirilmektedir. Bunlar tıbbi, psikolojik  ve sosyal olarak ayrılmaktadır. Tedavideki temel amaç kullanılan maddenin bırakılması ve tekrar maddeye dönüşü önlenmesidir. Yoksunluk belirtilerinin ortadan kaldırılması ve madde isteğinin azalmasına yönelik arınma (detoksifikasyon) süreci tıbbi destek ile sağlanmaktadır. 

Tıbbi destek eşliğinde psikolojik ve sosyal destek tedavi sürecini kolaylaştırmaktadır. Bilinmektedir ki madde bağımlılığı ile birlikte birçok psikolojik problem de ortaya çıkmaktadır. Panik bozukluk, dürtüsellik, kendine zarar verme davranışı, intihar ve depresyon bu sorunlar arasında sayılmakta ve bağımlılık süresince eş tanı alınan problemler olarak bilinmektedir. Kişi bağımlılık süresince stres, kaygı ve öfke gibi durumlarla madde kullanarak başa çıkmıştır. Bağımlılıkla ilgili psikolojik destek sürecinde olumlu ve sağlıklı baş etme yöntemleri çalışılmakta, madde isteği ile başa çıkabilmek için nefes egzersizi gibi teknikler ile kişi desteklenmektedir.

Sosyal destek sürecinde ise olumsuz çevreden uzaklaşma, madde kullanmayan yeni arkadaşlar edinme, işe yerleşme, boş zamanları etkin kullanma, spor gibi sağlıklı alışkanlıklar edinmeye yönelik bağımlı bireyler ile çalışılmaktadır. Çünkü bilinmektedir ki bağımlı bireyin olumsuz çevresi değişmedikçe, kişi olumsuz çevreden uzaklaşmadıkça değişim tam olarak gerçekleşmeyecektir. Bağımlılık kronik bir hastalıktır. Kişinin tıpkı tansiyon ve şeker hastası gibi dikkatli yaşaması gerekmektedir. Tekrar madde kullanımını önlemek için kişinin maddeden uzak durması ve yaşamını düzenli bir şekilde sürdürmesi önerilmektedir.

Eğer bir bağımlılık türü ile mücadele ediyor ya da çevrenizdeki birinin bağımlılık ile mücadele ettiğinizi düşünüyorsanız profesyonel yardım almak hayatınızı normal sürecine getirmede yardımcı olacaktır.