PsikalPark | Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim

Blog

Travma: Zihnimizde ve Bedenimizde Bıraktığı Etkiler

Bireyler hayatlarında iyi olaylar yaşadıkları gibi kendilerini zorlayacak, onlara rahatsızlık veren olaylar da yaşamaktadırlar. Hangi olayların travmaya dönüşeceği bireyin o olaya yüklediği anlama bağlıdır. Bu nedenle her bireyin travması, travma şiddeti, bu travma ile baş ediş şekilleri değişmektedir.

Yazar: Psikal Park

Okuma Süresi: 6 dk

Travma Nedir?

Günümüzde iş dünyası, yalnızca çalışanların fiziksel sağlıklarını değil, aynı zamanda zihinsel

Günlük hayatta ve sosyal ilişkilerimizde sıkça karşımıza çıkma başlayan travma kavramı aslında 17. yüzyılda tanımlanmaya başlamış ve günümüzdeki tanımına ulaşmıştır. Travmanın tanımı gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi ya da ağır yaralanma bireylerin vücut bütünlüğüne karşı oluşan tehdidin olması kişinin bu olayları yaşaması ya da şahit olması şeklinde belirtilmektedir. Bu nedenle birey o olayı kendi yaşamasa bile birinden duyması veya bir yerde izlemesi, şahit olması bile travma oluşturmaktadır. 

Travmalar oluşumlarına göre ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan ilki sel, depremi yangın gibi doğal olayları olarak sıralanırken ikinci sırada insan eli ile yapılan savaş, taciz, istismar gibi kasıtlı yapılan saldırılar yer almaktadır. Yaşanılan olaylar bireylerin hayatlarında derin izler bırakması nedeniyle  hem karakterlerini hem de hayata bakış açılarını genelde olumsuz yönde etkilemektedir. 

sağlıklarını da önemseyen bir yaklaşıma doğru evrilmektedir. Kurumsal ruh sağlığı, çalışanların zihinsel ve duygusal iyilik hallerini koruma ve geliştirme amacı güden stratejiler, programlar ve politikalar bütününü ifade eder. Sağlıklı bir zihin, çalışanların iş performansını, verimliliğini ve genel iş tatminini doğrudan etkiler. Bu nedenle, kurumsal ruh sağlığına yatırım yapmak, hem çalışanlar hem de işverenler için uzun vadeli faydalar sağlar.

Travma, Beden ve Zihin

Travma yaşamış kişiler hem bedenlerinde hem de zihinlerinde travmaya dair izler taşırlar. Travma sonrası korkmak normal kabul edilir, vücudun kendini zararlardan korumak için verdiği bir tepkidir. Kan basıncının artması, uyanıklık, bazı hormonların salınması, kalp atışının ve nefes alışın hızlanması gibi değişikliklere neden olur. Zamanla çoğu kişi bu semptomlardan doğal olarak kurtulsa da bu durum bazı kişiler için devam edebilir. Bununla baş etmekte zorlanan bireylerde:

  • Kolayca ürkme ya da korkma,
  • Tehlikeye karşı her zaman tetikte olma,
  • Odaklanmada zorluk yaşama,
  • Uyku sorunları,
  • Çok hızlı araç kullanmak ya da çok fazla alkol almak gibi kişinin kendine zarar verebileceği davranışlar,
  • Öfke patlamaları, sinir hali ve saldırgan davranışlar,
  • Şiddetli utanç ve suçluluk duygusu,
  • Travma anını yeniden hatırlama,
  • Travmayı hatırlatacak unsurlardan kaçınma gibi unsurlar gözlemlenmektedir.

Travma Terapisi

Travma terapisi kişinin yaşamış olduğu travma sonucu bedeninde ve zihninde kişinin hayatını zorlaştıran unsurların şiddettini azaltmayı amaçlamaktadır. Bu amaç ile uygulanan bazı terapi türleri: Uzun Süreli Maruz Bırakma Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İzleme Terapisi gibi terapi türleri travma alanında danışanlara fayda sağlamaktadır. 

Terapiler yaşanılan olayı, bireylerin hissettikleri ve düşünceleri silemez veya değiştiremez fakat bunlarla baş etmelerini sağlayacak duygusal ve bilişsel yollar geliştirmesine yardımcı olabilir. Bireyler travma tedavisi ile olumsuz, duygusal ve fiziksel deneyimlerle en iyi şekilde mücadele etmeyi öğrenir. Travma terapisi bireylerde yaşanılan olayı doğru bir şekilde işlemeyi, bireylere özgüvenini geri kazandırmayı, bireyleri olumlu bir ruh haline bürünmelerinde yardımcı olmayı, sosyal hayata katılımlarını ve yaşam kalitelerini arttırmayı, bedensel semptomların azaltmayı hedeflemektedir. Bu hedefler ve kazanımlar doğrultusunda da bireyler travma sonrasında da hayatlarını daha olumlu bir yerden bakabilir ve yaşayabilirler.