PsikalPark | Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim
Yeme bozuklukları hem psikolojide hem de psikiyatride alt başlıkları, tanı ve tedavi sürecinde en sık görülen bozukluklar arasında yer almaktadır. Yeme bozukluğu, yeme davranışının bozulması ve biçim ya da beden ağırlığı hakkında zihinsel olarak aşırı değerlendirme ile belirgindir.
Yazar: Psikal Park
Okuma Süresi: 7 dk
Yeme bozukluğu, yeme alışkanlıkları ya da kilo kontrolüne yönelik davranışlarda belirgin bir soruna işaret eder. Yeme bozukluğu olan bireylerin özellikle fiziksel sağlık ve psikososyal işlevsellikte klinik bağlamda bozulmaya neden olur. Genel yaygınlığa baktığımızda ise son on yılda yeme bozukluğu tanısının konulmasında bir artış olduğunu, genellikle kadınlarda bu bozukluğun görüldüğü ve görülme sıklığının arttığı söylenilmektedir.
Yeme bozuklukları başlığı altında birçok yeme bozukluğu türleri bulunmaktadır. Bunlar pika, geviş getirme, kaçıngan/kısıtlı yiyecek alımı, anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu olarak sıralanmaktadır. Bu türler arasında klinikte en sık karşılaşılan anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğudur.
Anoreksiya nervoza tanılı bireylerin vücut kitle indekslerinde belirgin bir düşüklük vardır. Bu kişilerin kilo almak konusunda yoğun bir kaygıları vardır ve zayıf olmayı şiddetle arzulamaktadırlar. Genel yaygınlığı kadınlar oluşturmaktadır. Anoreksiya nervoza tanısı olan kişilerde çok az yeme ve kilo vermek amacı ile kusma, aşırı egzersiz yapma, laksatif/ diüretik/ tiroid ilaçlarını kullanmak şeklinde semptomları bulunmaktadır.
Bulimia nervoza tanılı bireyler genelde normal kiloya sahip kişilerdir. Bu kişilerde yineleyici tıkınırcasına yeme atakları bulunmaktadır. Bu ataklar sırasında yemek konusunda denetim duyguları ortadan kalkmaktadır. Bulimia nervoza tanılı bireyler de tıpkı anoreksiya nervozadaki gibi kilo almaktan kaçınmak için kendini kusturma, laksatif/ diüretik/ tiroid ilaçlarını kullanma, neredeyse hiç yememe ya da aşırı spor yapma şeklinde davranış örüntüleri bulunmaktadır. Kadınlarda daha çok görülmektedir.
Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan kişilerde normalden daha hızlı yeme, rahatsızlık derecesine gelecek kadar yemek, bedensel bir açlık duymuyorken aşırı ölçüde yemek, çok yemesinden utandığı için tek başına yemek, kişi yemek yedikten sonra kendinden tiksinme, çökkünlük yaşama ya da büyük bir suçluluk hissetme eğilimindedir.
Yeme bozukluğu tanısı ile gelen bireylerin seans yapılanmalarının üç aşamada gerçekleştiğini söyleyebiliriz. İlk aşamada danışan ve terapist arasında güven ilişki geliştikten sonra danışan ile işbirliği sağlanır, durum ve tedaviye dair danışan eğitilir, kişiden kendisini izlemesi ve hangi zamanlar, hangi davranışları (tıkınırcasına yeme, spor yapma, kusma gibi) yaptığını listelemesi istenir. Vücut kilosu, yemek yemek ve az yemek yemenin fizyolojik ve psikolojik etkileri konusunda danışan bilgilendirilir. Yeme alışkanlığının düzene girmesi konusunda alışkanlık kazandırılmaya çalışılır.
İkinci aşamada danışanın yemek ve yeme davranışını bozan arkada gerçekleşen düşüncelerin tespiti, bu düşüncelerin üzerine gidilmesi ve çürütülmesini içerir. Bu aşamada amaç bireyin düşüncelerinin arkasındaki duyguları öğrenmek, yeme davranışını ile baş etmek için alternatif baş etme stratejileri ve düşünceleri geliştirmek.
Üçüncü aşama bitirme aşamasıdır. Bu aşamada amaç danışana neler başardığını göstererek danışanı seansların bitimine hazırlamak. Danışanı geleceğe odaklayarak depresifleşmesini önlemek, gerileme döneminde yemek öğünlerine yeniden dönme ve yardım almasını anlatmak.
Yeme bozukluğu yıllar içerisinde sıklığı artmış ve bireylerin işlevselliklerini önemli derecede bozan bir bozukluktur. Sadece bireylerin sosyal, aile ve iş hayatlarını değil fizyolojik sağlıkları ve hayatlarını da etkilediği için profesyonel yardım alınması gereken bir bozukluktur.